Sosyal anksiyete bozukluğu bireyin bulunduğu sosyal ortamlardaki diğer bireyler tarafından eleştirileceği, yargılanacağı ve alay konusu olacağına yönelik korku ve endişelerini ifade eder. Sosyal fobi olarak da adlandırılan bu durum, kişinin sosyal yaşamını olumsuz etkileyerek sürekli korku ve kaygı duyguları ile yaşamasına sebep olur.
Birey, özellikle bulunduğu sosyal ortamlarda bir aktivite gerçekleştirmesi gerektiğinde, diğer bireyler tarafından hissedilecek derecede belirgin kaygı ve korkuya kapılır. Bu sebeple sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan kişiler mümkün olabildiğince sosyal ortamlarda bulunmaktan kaçınarak yalnız kalmayı tercih ederler.
Bu tür duygular yaşayan kişiler iş veya eğitim hayatlarında mesleki gereklilikler sebebiyle başka bireylerle yoğun ilişki kurmak zorunda ise, yaşadıkları kaygı durumu eğitim ve meslek yaşamlarını da olumsuz etkileyerek başarısız olmalarına yol açar.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu Belirtileri Nelerdir? Ne Zaman Sosyal Anksiyete Denir?
Sosyal anksiyete bozukluğu durumu psikolojik ve fiziki belirtiler olmak üzere iki farklı şekilde kendisini gösterir ve sahip olunan sosyal çevreye, iş ortamına göre farklı belirtilerle ortaya çıkar. Yaşamın her anını olumsuz etkileyen bir durum olmasına rağmen sosyal anksiyete bozukluğu uzman desteği alınarak büyük ölçüde giderilebilmektedir.
Ancak bu tür kaygı ve korkular sebebiyle en basit sosyal aktivitelerden bile kaçınan bireylerin bunun bir problem olduğunu kabullenmesi ve profesyonel destek için bir danışmana başvurması gerekir.
Uygulanan seanslar neticesinde bireyin olaylara bakış açısında değişiklik olmakta ve sosyal ortamlarda yaşanan utangaçlık ve kaygı durumunun minimum seviyeye döndürülmesi mümkün olabilmektedir.
Sosyal Anksiyete Psikolojik Belirtileri Hakkında
Sosyal anksiyete bozukluğu sebebiyle sorun yaşayan kişilerde görülen psikolojik belirtilerin en önemlisi kaygı ve korku hissidir. Sosyal fobi hastalığı sebebiyle yaşam konforu bozulan kişilerde görülen psikolojik belirtiler arasında,
- Her gün aynı sosyal ortamda bulunmasına rağmen kaygı ve telaş hissinin devam etmesi,
- Tanımadığı kişiler tarafından sürekli izlendiği ve eleştirildiği korkusu,
- Herhangi bir sosyal aktivite, eğitim veya mesleki gereklilikler sebebiyle yapılacak olan bir sunum veya sosyalleşme zorunluluğu sebebiyle haftalar, aylar öncesinden endişeye kapılmak,
- Bulunduğu sosyal ortamlarda kendini küçük düşürecek ve alay konusu olmasına sebep olabilecek davranışlar göstermekten korkmak,
- Kaygı ve korku halinin dışardan fark edilmesinden endişe duymak gibi durumlar yer almaktadır.
Sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan bireyler tüm bu olumsuzlukların yaşanmasından kaçınmak adına her türlü sosyal ortamdan uzaklaşabilir. Bu sebeple sosyal yaşamın düzenli olarak sürdürülebilir olması adına sosyal anksiyete bozukluğu psikolojik destek alınmasını gerekli kılan bir durumdur.
Sosyal Anksiyete Fiziksel Belirtileri Hakkında
Kaygı ve korku içsel duygular olup bir nebze de olsa gizlenebilse de, yaşanan fiziksel sorunlar bireyin sağlık durumunun bozulmasına sebep olarak yaşamlarının tam bir kaosa dönüşmesine sebep olabilmektedir. Fiziksel belirtiler kişiden kişiye değişkenlik göstermekle birlikte klinik çalışmalar sonucunda bu tür sorunlar yaşayan kişilerin yaşadığı benzer belirtiler,
- Aşırı terleme ve sıcaklama
- Midede yanma, bulantı sorunları,
- Aşırı kaygı sebebiyle kalp ritminin bozulması, göğüs bölgesinde sıkışma hissi,
- Nefes daralması, hızlı solunum,
- Ellerin terlemesi ve titremesi,
- Yüz kızarması,
- Dayanılmaz baş ağrıları,
- Ağızda kuruma,
- Titreme, kas gerilmesi, seyirme ve tik
- Baş dönmesine bağlı denge kayıpları
- Baygınlık geçirme şeklindedir.
Sosyal anksiyete bozukluğunun erken yaşlarda başlayabilen bir sorun olması, farklı psikolojik sorunların ortaya çıkmasına da sebep olabilmektedir. Müdahale edilmediğinde birden çok davranışsal ve duygusal sorun yaşanması mümkündür. Bu sebeple yukarıdaki belirtilerin birden fazla ve birlikte görülmesi halinde bir uzmana başvurulması tavsiye edilmektedir.
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Türleri Nelerdir?
Yaygın ve özgül olmak üzere iki farklı türde incelenen sosyal anksiyete bozukluğu yaşam konforunu etkilemesinin yanı sıra kişinin iş ve ailevi yaşamını da derinden sarsacak etkileri görülebilmektedir. Yaygın sosyal fobilerde birey kendisini bulunduğu tüm sosyal ortamlarda kaygılı ve gergin hissederken, özgül sosyal fobi sorunundan mustarip olanlar sadece belirli ortamlarda kaygı ve tedirginlik yaşarlar. Örneğin bir sunum yapmak veya bir topluluğa iş veya eğitimdeki görevler sebebiyle hitap etmek zorunluluğu özgül sosyal fobi olarak değerlendirilir.
Yaygın sosyal fobinin erken yaşlarda başlaması sebebiyle bu tür davranışlar gösteren çocuk veya ergen bireylerin düzenli olarak bir uzman kontrolünde bulunması tavsiye edilmektedir. Klinik çalışmalar sonucu elde edilen verilere göre yaygın sosyal fobi 10 yaş altı çocuklarda %40 seviyelerindedir.
Özellikle okul fobisi olan çocukların ilerleyen dönemlerde sosyal fobi geliştirme ihtimali oldukça yüksektir. Bu sebeple okul çağındaki çocukların ebeveynlerinin bu dönemlerde gözlem yaparak çocuğun davranışlarındaki değişimleri erkenden anlamaları oldukça önemlidir. Aksi takdirde korkulan ve endişe duyulan durumlardan kaçma dürtüsü bireyin ilerleyen dönemlerde sosyal yalnızlığa uğramasına ve farklı ruhsal sorunlar yaşanmasına sebebiyet verebilir.
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Kimlerde Görülür?
Sosyal anksiyete bozukluğu toplumda oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. Öyle ki, alkolizm ve depresyondan sonra en sık görülen üçüncü sorun olma özelliğine sahiptir. Bu konuda yapılan araştırma sonuçlarına göre genel nüfusta sosyal anksiyete %7-8 oranındadır.
Kadın-Erkek olarak gruplandırıldığında ise eşite yakın bir sonuç çıkmakla birlikte, erkeklerde kadınlara göre oran biraz daha yüksektir. Ailenin genetik yapısı da bir etken olmakla birlikte daha çok beyin yapısındaki dengesizlikler ve birtakım bozukluklar da sosyal anksiyete bozukluğuna temel teşkil etmektedir. Ancak, daha önce bu tür bir sorun yaşanmamış olmasına rağmen karşılaşılan spesifik bir durum da bu tür sorunların gün yüzüne çıkmasına sebep olabilmektedir.
Özellikle çocuk yaşlardaki bireylerin yaşadığı dışlanma, alay konusu edilme, arkadaşları veya ebeveynleri önünde küçük düşürülme gibi vakalar sosyal fobinin herhangi bir olay sonrasında tetiklenmesine olanak sağlayabilmektedir. Bu tür durumların süreklilik arz etmesi halinde stres hormonları daha sık ve yoğun salgılanmakta, ilerleyen dönemlerde çocuğun kimyasal dengesinde bozukluklar yaşanmasına sebep olabilmektedir.
Okul Öncesi Döneme Dikkat!
Okul öncesi, çocuğun davranış ve psikolojik yapılarının gelişme gösterdiği dönemdir. Bu dönemde çocuklar ebeveynleri tarafından kendilerine verilen eğitimle sosyal yaklaşımlarda nasıl davranmaları gerektiğini öğrenirler. Aşırı baskıcı veya korumacı yaklaşımlarla çocuklarına eğitim veren ebeveynler, zamanla çocuğun sosyal ortamlarda yaşayacağı olası sorunlara temel teşkil edebilir.
Çocuk yaştaki bireyler genellikle aileleri ve çevrelerinde bulunan diğer bireylerin davranışlarını gözlemleyerek kendilerini geliştirirler. Bu gözlemler sırasında olumsuz deneyimler yaşamaları onlarda travmalara sebep olarak kaygı ve korku duygularının gelişmesine temel teşkil edebilir.
Müdahale edilmediğinde ilerleyen dönemlerde çekingenlik, arkadaş guruplarına katılmaktan kaçınmak, kendini ifade edememek, katılım sağladığı oyunlarda arkadaşlarının alay konusu olacağından dolayı endişe duymak gibi birçok psikolojik sorunla karşılaşması muhtemeldir.
Sosyal becerileri gelişmeyen ve arkadaş grupları arasında kendini ifade etmekte zorlanan çocuk bireyler zamanla korku ve panik duygusunun hakim olduğu bir ruh durumuna bürünebilir. Bu sebeple okul öncesi dönemlerde mutlaka bir uzmanla görüşme sağlanarak gelişme döneminde sosyal korkunun yerleşmesini engellemek gerekir.
Sosyal Anksiyete Tanısı Nasıl Konur?
Öncelikle bilinmesi gerekir ki, sosyal anksiyete bozukluğu psikolojik destek sayesinde giderilebilen bir sorundur. Bu tür sorunları yaşayan bireylerle birebir yapılan seanslar neticesinde hastalığın teşhisi ve iyileştirilmesi mümkün olabilmektedir. Teşhis sürecinde psikiyatri tarafından öncelikle yaşanan anksiyetenin hangi koşullara bağlı olarak geliştiği incelenir. Ayrıca bireyin herhangi bir fiziksel ve zihinsel bir sorununun olup olmadığı da teşhis sürecinde incelenecektir.
Yapılacak olan muayenede bireyin yaşadığı bir tıbbı hastalık sebebiyle kullandığı ilaçların anksiyeteyi tetikleme ihtimali de göz önünde bulundurulacaktır. Klinik ortamda yapılan ön görüşmede belirtilerin genellikle hangi durumlardan sonra ve ne sıklıkla görüldüğü de teşhisin konulmasında oldukça önemli verilerdir.

Sosyal Anksiyete Müdahale Yöntemleri
Sosyal anksiyete bozukluğu müdahale yöntemleri incelendiğinde iki farklı yaklaşımdan söz etmek gerekir. Bu yöntemlerden biri psikiyatri tarafından sağlanan farmakolojik destek, bir diğeri ise psikolojik destek ile müdahale yöntemidir. Ancak bilişsel davranışçı terapi ile birlikte farmakolojik desteğin yürütülmesi en güçlü ve etkili müdahale olarak öne çıkmaktadır. Psikolog tarafından yürütülen davranış terapisi sonrası bireyde görülen sosyal anksiyete bozukluğuna dair semptomların büyük bölümünde iyileşmeler görülecektir.
Bilişsel-davranışçı uygulamalarla yürütülen müdahale sürecinde bireye taşıdığı olumsuz düşünceleri tanıyarak bunları nasıl değiştireceği öğretilir. Ayrıca bu konu hakkında bilgili olan bir uzman eşliğinde sürdürülen seanslarda bireyin sosyal ortamlarda güven kazanabilmesine katkı sağlayacak becerilerin geliştirilmesi hedeflenir.
Psikolojik Destek Süreci Nasıl İlerler?
Psikolojik danışma seansları uzmanın elde ettiği veriler ışığında birebir şekilde yapılabildiği gibi, aynı sorunlardan mustarip olan bireylerin katıldığı guruplarla da yapılabilir. Uygulama sırasında bireyin yapmakta zorlandığı sosyal aktiviteler sırasında en fazla kaygı duyduğu-korktuğu durumlarla yüzleşmesi sağlanır. Böylece birey olumsuz durumlarla başa çıkma becerisini geliştirerek kendine güvenini yeniden tesis edebilir.
Bireylerin hangi durumlarda ne tür tepkiler verdiği değişkenlik gösterebileceği için, bilişsel-davranışçı terapi uygulamalarında genel yöntemlerin dışında kişiye özel müdahale yöntemleri de uygulanır.
Sosyal Anksiyete Sonrası Süreç
Her ne kadar iyileşme sürecinin bir uzman tarafından sürdürülmesi gerekli ise de, birey bazı durumlarla kendi başına başa çıkmayı öğrenmelidir. Destek ve müdahale sürecinde normal yaşamda düzenli olarak fiziksel egzersizler yapmak ve alkol kullanımından uzak durmak gerekir. Bunların yanı sıra,
- Kafein tüketimini minimum seviyeye indirmek veya tamamen bırakmak,
- Yeterli uyku
- Açık havada spor yapmak
- Yanlarında rahat hissedilen kişilerle sosyalleşmek ve onların ortamlarına katılmak,
- Dengeli ve sağlıklı beslenmek
- Korku ve kaygıya sebep durumlarla yüz yüze gelmek ve duyulan kaygıyı azaltmak adına pratikler yapmak,
- Halkın topluca bulunduğu yerlerde dolaşmak, tanıdık veya arkadaşlarla yemek yemek veya bir aktivitede bulunmak,
- Konuşurken karşısındaki kişi ile göz teması kurmaya çalışmak, iyileşme sürecinin kısalmasına katkı sağlayacaktır.
İyileşme süreci bir anlamda bireyin hangi durumlarda kaygı duyduğunu belirlemek ve duyulan bu kaygıya karşı bedenin verdiği tepkileri ölçme dönemidir. Bu dönemde birey kaygıya sebep olan düşünceleri anlayarak, sonrasında bu durumla nasıl başa çıkabileceği ile ilgili bilgiler edinir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?
Sosyal anksiyete, bir diğer adıyla sosyal fobi; diğer bireylerle etkileşime geçmede ve bir arada bulunma esnasında ortaya çıkan bir çeşit kaygı bozukluğudur. Temelde diğer bireyler tarafından küçük düşürülme, küçümsenme ve olumsuz değerlendirme korkusundan kaynaklanmaktadır.
Sosyal Anksiyetesi Olanlar Nasıl Davranır?
Toplumdan olabildiğince soyutlanmaya, topluluk içerisinde mümkün mertebe konuşmamaya özen gösterirler. Ek olarak sosyalleşmekten kaçınır ve çeşitli fiziksel belirtiler atak esnasında ortaya çıkar.
Sosyal Anksiyete Belirtileri Nelerdir?
Sosyal anksiyete belirtilerinin bazıları fizikseldir. Fiziksel belirtileri vertigo, kalp atışının hızlanması, nefes almada zorlanma, titreme, terleme ve mide bulantısı, yüz kızarmasıdır. Ek olarak sosyal anksiyete belirtilerinden en önemlisi, kişinin sosyalleşmekten ve sosyal ortamlardan kaçınmasıdır.
Sosyal Anksiyete Nelere Sebep Olur?
Sosyal anksiyete kişinin sosyalleşmesi konusunda büyük bir engeldir. Bireyin asosyal olmasına, özsaygının azalmasına, reddedilme korkusuna ve depresyona neden olabilir.
Sosyal Fobi Hangi Yaşlarda Görülür?
Sosyal fobi genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Fakat ilerleyen yaşlarda ya da daha erken dönemlerde de görülmesi mümkündür.
Sosyal Fobi Tamamen İyileşir Mi?
Terapi ve profesyonel destek alınmadığı takdirde nadiren kendiliğinden iyileşen bu rahatsızlık, profesyonel destek ile başarılı sonuçlara ulaşılan bir durumdur. Kişi, sağlıklı ve sosyal yaşantısına destek sonucunda dönebilir.
Yazar: Psikolog Gülşen Kartal
Bir yanıt yazın